Çarşamba, Kasım 24

Toplamak dünyanın dağınıklığını..

Minik dikdörtgen kartlara "kendimden de birşeyler katmalıyım" diyerek içimden gelenleri yazmaya çalışırken kaç kartı heba ettiğimi hatırlamıyorum..
Bir türlü sığdıramazdım, sanırım eskiden de kısa cümleler kuramazdım, güzel olanı anlatmak için..
Uzuun uzun olurdu sevgi ve minnet taşıyan cümlelerim..Bir de ya hep yukarı doğru çıkarlardı ya da aşağı doğru kayarlardı çizgisiz ortamda..hatırlıyorum(: nasıl sinirlenirdim..ama illa ki ben yazacaktım işte!
Dümdüz yazabilmeliyim diye hırs yapardım en güzel yazımı döküp..

Ardından alınan bir çiçeğe, bir dolma kalem kutusuna ilştirilirdi çoğu kez..
Sıkı sıkı tembihlendiğimiz halde hep daha fazlasını alıp götürmek isterdim..
En güzel en değerli hediyeleri hakediyordu benim öğretmenim, öyle görürdüm hep..öyleydi de..
Bütün öğretmenler gibi..(bütün gerçek öğretmenler..)

Çocukluk muydu neydi?..En pahalı hediyeler hep en iyisi gibi gelirdi o zamanlar..şık paketlerde sarılı olmalıydı muhakkak, gözünü almalıydı insanın..değerini ve öğretmene verilen değeri ucundan kıyısından tutmalıydı..
Aslında bunu düşünmek de kötü değil evet, ama insan büyüdükçe anlıyor ki içinde hissettiklerin ve bunu sunabilme becerin hepsinden daha janjanlı..daha güzel, daha masum ve daha bize ait..!

Şimdi elimde bir mektup tutuyorum ve baktıkça gözlerim doluyor halaa..
kareli bir defter sayfasından özene bezene yapılmış, üzeri renkli kalemlerle boyanmış, büyüklü küçüklü kalplerle süslenmiş kocaman bir yüreğin emeğini taşıyor içinde..
sevgi kokuyor, minnet kokuyor, emek kokuyor sıcak sıcak..
ve yazıyor ki üzerinde : "Canım Öğretmenime.. Elimden bu kadarı geldi..Ama bunu ben yaptım.. Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun.."
kulaklarımda yankılanıyor sanki sesi, burnum sızlıyor, gözlerim taşıyor, yutkunamıyorum, düğümleniyor okuduğum cümleler boğazımda..daha gözüm yeni değmişken elimde duran mektuba..daha içini açmadan hem de.." elimden bu kadarı geldi, ama ben yaptım.."!..diyor girişinde o minik yürek..

kendi emeğini sunduğunun farkında. ama hediyesini herkesten sonra, herkes gittikten sonra ve başı eğik bir halde verip koşarak çıkması sınıftan; o emeğin çok da değerli olamadığını düşündürüyor ona belli ki.. masanın üzerinde duran diğerleri gibi göremiyor gözleri getirdiği hediyeyi..hep eksik kalıyor onun için ve eksik kalırken eksiltiyor da onu kendi gözünde..içinde bir şeyler kırılıyor..duymamak mümkün değil..ve ben oturmuş ağlıyorum işte..
oysa içinde bulunduğu yokluk ona en büyük zenginliği katıyor farkında değil..

'bizi biz yapan' o allı pullu paketler değil ya da içinde ne olduğu.. hiç değil..
büyüdükçe o herkesten kızındığımız, söylemeye gerek duymadığımız her seferinde kendimize saklamaya çalıştığımız sevgi sözcükleri..ve bir sevgiyi ifade şekli..herkesin açlığı ruhunda..en önemlisi bu hem de..
Bizi biz yapanı, bizi insan yapanı unutmamak, unutturmamak istiyorum..avazım çıktığı kadar bağırmak bu dünyaya!..o çocuğa bunu inandırmak ve de..

***
yakınlarda bir okulda öğrencilerinin(velilerin) para toplayarak aldığı lap-top'u övüyor bir öğretmen ..hükmü ne kadar sürecek bilemeden..
ve başka bir okulda eline tutuşturulan mektuba bakakalıyor bir başka öğretmen gözleri dolup dolup taşmış..

biri sevginin anlamını unutmuş, diğeri hatırlıyor yeniden ve yeniden..
biri 'bir varmış bir yokmuş', diğeri kocaman bir dünya olmuş..

**
şimdi o çocuğu bulup kucaklamak istiyorum sıkı sıkı..ve toplamak istiyorum dünyanın dağınıklığını..

----

Tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum..
minnetle..

-Ebr-i Nisan-

2 yorum:

arkashx dedi ki...

yüreğinize sağlık..ne güzel anlatmışsın..

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

anlattım..bitti.. ve hayat yine kaldığı yerden devam etti..

hükmü bir gün süren gazete kağıtlarının dediği gibi..

ne yazık..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...



Counters
Free Web Counter