Salı, Aralık 14

Salgın günlüğü..

Durum bildiriyorum: çeşme bir burun, normal ağırlığının 3-5 katı bir kafatası, paçavra gibi bir boğaz, kime ait olduğunu bilmediğim bir ses ile salgına ben de katıldıım:)
herkes hasta dediler biz de eksik kalmayalım dedik:)

esasen bu dünkü durum bildirimiydi bugün yer yer indirim uygulandı diyebilirim.
kafatasım artık bir dünya değil mesela, boğazım desen leblebi tozu yutmaya çalışmışım da yutamamışım gibi bir halden çıktı, sesim gitmişti tamamen gerçi lakin yer yer kesintili bir şekilde duyuluyor şu an:)
Ben de fazla konuşmuyorum; "senin çenen düşmüştü az biraz sus!" uyarısı olarak algıladığım için de olabilir:P

ammaa burnumla başım belada, böyle nankörlük olmaz!
hastalık sinyallerini 3 gün öncesinden hissetmeye başladığım ve elimden geleni yaptığım halde "akıcam da akıcam" diye tutturmasına engel olamadım!
buyrun yine dakka başı burun silme ritüeline başladık!
pancar gibi, suratımın ortasında kıpkırmızı duruyor kendisi!
hiç sevmem! her tarafınız kırılır yatarsınız ağrı kesici alırsınız hafifler ama ya burun akıntısı gel de buna çare bul şimdi!
neler yapmadım ki?!! içmediğim bitki çayı kalmadı sanırım; hah daha evvel  demiştim burda da söyleyeyim bir çobançantası bir kırkilit otu kalmış olabilir!bir de melisa var tansiyonumu düşürüyor.
yok efendim ballı zencefiller, çörekotu, karanfil,limonu kabuğuyla yemeler, portakal, mandalina, artık Allah ne verdiyse!
C vitamini de depolanan bir şey değil ki! işte iyi geldi geldi yoksa alıp başını gidiyor!
bütün bunları yap yap mideni iptal et, ama o burun yine dediğini okur!!
şimdi nasıl nankör demeyeyim buna ben!!
bir de nefes alma işlevini de yerine getirme yok! yine nasacort bağımlısı bir hale geldim; spreysiz yaşayamam ben diye geziyorum!
hayır zor oluyor ağızdan hem nefes al, hem yemek ye, hem konuşmaya çalış-ne kadar sesin çıkmasa da- bir de üçünü aynı anda yapmaya kalkıştın mı "basit bir soğuk algınlığından insan nasıl ölebilir?" sorusuna örnek teşkil etmek de an meselesi!

ilaçlar zaten ayrı alem:)
sudafed'le benical var yaa, bu ikisiyle alakam çok iyi gerçi:) reklam olmaz diğmi:))
prospektüslerini kaybetmişim ne yazık ki..ne yazık ki çünkü içeriklerini merak ediyorum fazlasıyla.
bunlardan birini içtikten en geç bir saat sonra falan böyle üzerinize bir iyilik hali geliyor, bir hoş'luk bir 'aman dünya toz pembe, tüy gibi hafifledim'  hissi, gereksiz bir neşe:)..yani sağlıklıyken bu denli iyi hissettiğim bir zaman hatırlamıyorum ben!
içeriğindeki uyuşturucu oranını merak ettim, bir de bağımlı olup çıkmayalım sonra!
gripin vardı bir de yurtta kantinde satılırdı 1 Lira kadar kocaman bir şey, o da aynı etkiyi gösterirdi.

hayır ben normalde sık hastalanmam, işte bu aralık ayında bir sorun var, çok fazla ilaç da kullanmam basit ağrı kesiciler harici.ondandır düşünüyorum şimdi bunlar beni bağımlı yapmasın!:P
ama ne yalan söyleyeyim pek sevdim pek, kendilerini:))
lakin yine de bir hafta sonraki halimi merak ediyorum.genelde hep olur; doktora gitmem diye tutturursunuz, iyileşme hali birden kötüye doğru döner falan, başlarsınız" yok bu hastalık geçmeyecek kesin!" demeye.
yani sanki ömür boyu süren bir soğuk algınlığı vakası daha evvel görülmüş gibi!
..
sonra böyle bir tembelliğe alışma hali vardır, televizyon karşısında yatmalar kumanda elinde! öyle olmasa bile " zaten hastayım" kontenjanından yararlanarak ev halkına kendini acındırmalar:)
gün boyu pijamalarla dolaşma falan.. alışır insan, hoşuna da gider zamanla.
iyileştiğine üzülmeye bile kalkabilir :)bir de bu durum var:)
tabii bu durum evdeyken geçerli o da var!
okuyorsanız yurtta falan kalıyorsanız hele de çok vahim çok!
ah "annem olsaydı şimdi" dilinizden düşmez örneğin!
oturup ağlayabilirsiniz bile..valla ben ağladığımı biliyorum:)
arkadaşlarınız size ne kadar iyi baksa da evin yerini tutmaz o yurt..
sonuçta okula gidilecek, siz yurtta yalnız..
hele de o yurtta çatlak memureler varsa tamam, kat gezmek için o günü bulurlar, uyuyorsanız uyandırırlar, yok efendim "şu niye şurda, bu niye böyle, aç dolabını kontrol var", bir yerden ısıtıcı çıkar "bu kimin çabuk sölee" halleri falan..her tarafınız kırılıyor, fena ağrılar içindesiniz, üstelik "hastayım" dediğiniz halde size bir soru yağmuru, bir rahatsızlık, bir cinnet geçirtecek derecede muamele !! ağlama gel de şimdi "annemi istiyorum" diye!!
haliniz olsa kavga çıkar! benim içimden çok geçmiştir " ah şimdi hasta olmayacaktım ki bak saçını başını yolmuyor muydum senin!" demek(:
yok, kimsenin saçını başını yolmuşluğum yok ama o anki ruh hali size bundan beter şeyler söyletebilir bile!

hep bize mi rastlardı bilmem böyle gayet ilginç memureler özellikle devlet yurdunda; kapıdan girer girmez bağırmaya başlarlardı.."bu ne ,napıyo o valiz dolabın üstünde, bu yatak niye bozuk, bu sandalyenin burda ne işi var!, bu kız nerde!, ısıtıcı varsa beni aratmayın çıkarın çabuk parçalıycam!" falan türü cümleler avaz avaz bağırılır. biz de zaten insan değiliz ki pozuna gireriz!
umarım başka yurtlarda böyle değişik türlere rastlanmıyordur, biz yandık eller yanmasın!

neysee  bir de bu hastalıkların vizelere yahut finallere denk gelmesi var!
ovv " anne ben okulu bırakıyorum sanırım" diye telefon başında ağlarsınız falan:)
annem hiç karşı çıkmazdı bu cümleye:) sanırım huyumu iyi bildiğinden "iyi gel yavrum gel ağlama sen, tabi senin seçimin " derdi..ben de kurduğum cümlenin ne kadar yerinde olmayan bir karar olduğunu derhal anlardım , "neyse ya ben gidip çalışayım" der kapatırdım:))
yaseminli yeşil çay'la tanışıklığımız o günlere rastlar ve beni hep ayakta tutmuştur.
o yüzden çok severim ve vazgeçemem kendisinden:))
ve Allah'tan diyorum bir zeka açılması falan yaşanır- ben de öyle olurdu hep- okuduğumu hızlıca anlarım, ezberler falan tamam, sınavda da çalıştığım yerler varsa kağıtta, bir şükür bir şükür..:)
hey gidi günler ya:))
ya işte böyle blogcuğum bir hastalıktan konu açıldı nerelere gittim:)
 ..

saat kaç olmuş yahu, bugün gecem gündüzüm birbirine karıştı iyice..uyu uyu uyan tekrar uyu, tekrar uyan, ye iç yat ve durmadan burnunu sil şeklinde bir gün geçridiğimden; saatlerden, sabahtan akşamdan pek haberim yok.şimdi de cin gibi bakıyorum!

neyyssee:)) özlemişim seni sevgili 'Hayat GüzeLdiR' :)) olmuş baya görüşmeyeli tarihlere bakınca farkettim.)

eh geldim sayılır ama ruh ve beden sağlığımı tamamaen geri edindiğimde daha çok buluşmayı umuyorum seninle;)
şimdilik esen kal, gün ışımaya başlamak üzere..gidip bir fincan sıcak çay alayım;)Cariye'nin Kızı Mihrimah'a başladım bu kitap da Moskof Cariye'yi aratmayacak sanırım..ne entrikalar blog bi bilsen..birgün bunları da anlatıcam sana..az daha büyü de;)


hadi özle beni:) hoşçakal;)
-Ebr-i Nisan-
05:50

2 yorum:

arkashx dedi ki...

özlettiniz kendinizi..sanırım bu kadar ayrı kalmaya artık hakkınız yok gibi..sizi yeniden görmek duymak çok hoş..bundan böyle bu kadar uzun sürmesin ayrı kalışlarınız..uzun bi aradan sonra şimdi yeniden yazdınız ya çok mutlu oldum yazınızı görünce..benim için pek kıymetlisiniz..hastalığınız içinde çok geçmiş olsun..allah şifa versin ii bakın kendinize..hoş bayağı bi karışımlar falan denemişsiniz gerçi:)benimde aklıma bi recete geldi ama bide ben tarif vermeyeyim şimdi:)hem nolur nolmaz..son olarak bi daha bu kadar uzağa gitmeyin emi..siz iyisimi blogunuzdan çıkmayın..kalın sağlıcakla..

Ebr-i Nisan:) dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum ,) yine çok güzel şeyler söylemişsiniz; benim darmadağın yazılarım umarım bu sözlerin altında ezilmezler:)
çünkü dünlük gibiler, öyle aklıma estiği gibi..yazı mahiyeti taşıdıkları bile tartışılır:)

hastalığıma gelirsem,çok daha iyiyim geçti diyebilirim, onca vitaminden sonra, çok sağolun;)

bu arada insan bazen uzak kalmalı, susmalı..ruha detoks gerek.hele de ben.kelimelerin ağzımdan çıktığı kadar küçük olduğunu düşünüyorum bazen..ne büyük yanılgı!

dünyaya ömür boyu yetebilecek sabırla gelmişken her birimiz,ben o sabrı nerelerde israf ettim de yerli yersiz tahammülsüzlükler yaşıyorum diye çok yoruyorum kendimi..ve o zamanlar konuşmamam hayrıma olur diye düşünüyorum:))

etrafa bakıyorum..bazen umut yansıyor yeryüzünden..bazen de öyle karanlık bir umutsuzluğa itiyor ki..
'iyi ve güzelin sesi neden hep cılız kalıyor' yorgunluğuna bulanıyorum..

neyse bazen uzaklaşmalı emin olun, herkesin bazen sonsuzluğun payından alacağı sessizliğe ihtiyacı vardır..;)

tekrar çok teşekkürler güzel yorumunuz için..sağlıcakla

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...



Counters
Free Web Counter